21 Haziran 2016 Salı

AVOKADOLU ŞEKERSİZ PASTA

Bugun nette gezinirken cok saglikli bir tarifle karsilastim. Ozellikle cocuklarin sevecegi bir tatli olur diye dusunuyorum. Katkisiz, dogal ve ambalajlanmamis! Bu tarif benim en yakin zamanda deneneceklerin arasina girdi bile!

Tarifin linki https://vitamingiller.com/kakaolu-avokado-pastasi-vegan-sekersiz/

Faydalı bilgilerin oldugu guzel bir site. Bir goz atmanizi tavsiye ederim.


Kakaolu Avokado Pastası ( Vegan , Şekersiz)

Magnezyum , potasyum ,kalsiyum deposu hurma ,sağlıklı yağlarla ve kuruyemişlerle birleşip Ramazan ayında  özellikle ihtiyaç duyulan enerji için mükemmel bir tatlı alternatifi oluyor. Rafine şekersiz olduğu için sizi susatmayacak , kan şekerinizi zıplatmayacak , muazzam liflerle tok tutacak ,besleyecek ,besleyecek ,besleyecek…

20160613_150915


16 Haziran 2016 Perşembe

DOĞAL SİVRİSİNEK İLACI

Cok guzel bir tarifle karsilastim cogunlugun yararina olmasini dileyerek paylasiyorum. 

Ben deneyecegim, ya siz?

Haberin orjinali burada.

                            Yaz geldi!  Evinizde doğal sivrisinek kovucu yapmaya ne dersiniz?

Sivrisinekler narenciye kokularına tahammül edemezler.
YAZ GELDİ!  ÇEVREYE VE AİLENİZE ZARAR VERMEYEN BİR SİVRİSİNEK KOVUCU YAPMAYA NE DERSİNİZ?
Sivrisinekler narenciye kokularına tahammül edemezler. Limon, sitronella, portakal bunlardan bazıları. Tam listemiz ise:
Hint Defnesi (Çay Ağacı), Lavanta, Fesleğen, Itır, Kekik , Rezene, Silhat, Yabansümbülü (kedi nanesi), Melisa, Karanfil, Biberiye, Tarçın, Nane, Okaliptüs, Sedir, Adaçayı, Vanilya, Sarımsak, Kişniş, Neem ağacı yağı

Şimdi birkaç örnek tarif ile yapımına başlarsak:
Tarif 1:
Bir sprey şişesine 130 ml kadar damıtılmış ya da kaynamış su koyun. İçine yukarıda listede yazılı bitkilerin aktarlardan aldığınız yağlarından birini veya birkaçını ekleyin. Örnek verirsek:

130 ml suya
10 ml lavanta yagi
10 ml sitronella yagini sprey şişesine ekleyip çalkalayıp tüm ailenizin cildine uygulayabilirsiniz.
Dilerseniz bu karışımları bitmiş ve temizlenmiş sinek kovucu cihazlarinizin şişesine ekleyebilir ve prize takıp gece boyunca rahat edebilirsiniz. Bir başka önerim ise buhurdanlıkların üst katına biraz su ekleyip karışımınızdan bir tatlı kaşığı ekleyip alt katına minik mumunuzu koymanız.

Tarif 2:
Uçucu yağ yerine listemizdeki bitkilerin kurutulmuş halini de kullanabilirsiniz.

Örnek verirsek:
1 avuç kuru lavantayı (2 yemek kaşığı tepeleme)
0,5 lt (2 bardak) su içinde ağzı kapalı bir tencere içinde 7-8 dakika kaynatıp süzüp vücudunuza sürebilirsiniz.

Ayşegül Küçük
Kaynaklar: 

13 Haziran 2016 Pazartesi

5 BİN YILLIK YERLİ TOHUMUNU KENDİ ÜRETTİ

Bu haberi okudugumda cok sevindim ve sizlerle paylasmak istedim...

Ulkemizde guzel seyler de oluyor mu ne dersiniz? 

Insaallah bu calismalarin devami gelir ve ulkenin yararina kullanilir. Boyle guzel islerin cogalmasi dilegiyle...

Haberin orjinali burada.


5 bin yıllık yerli tohumu kendi üretti
Sivas'ın Gemerek ilçesinde bulunan çiftliğinde buğday üzerine araştırma yapan Prof. Dr. Abdullah Çoban, 5 bin yıllık yerli tohumları bularak çiftliğinde üretmeye başladı.
Yerli tohum üretmek için harekete geçen ve Erciyes Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. Abdullah Çoban, 5 bin yıllık yerli tohumları buldu. Daha sağlıklı ve yüksek verim veren tohumları ilçede bulunan kendi çiftliğinde üretmeye başlayan Çoban, genetiğiyle oynanmış ve tamamen yurt dışından ithal edilmekte olan buğday tohumlarının arazilere zarar verdiğini belirtti. Çoban, yerli tohumların 5 bin yıl önce kullanılan, verimi yüksek, proteini yüksek, araziye zarar vermeyen geçmişten miras kalan tohumlar olduğunu söyledi.
  "YERLİ TOHUMLAR KAYBOLMAYA YÜZ TUTTU"
  Yanlış politikalardan dolayı, yerli buğday tohumlarının kaybolduğunu belirten Çoban, "Bunun yerine genleri değiştirilmiş, kısır gen takılmış, buğday ve mısır tohumları ithal edilerek genleri değiştirilmiş tohumlara bağımlı hale getirilmişiz. Kısır gen takılmış tohumlar, ilk yıl verimi fazla verir, ikinci yıl azalır ve üçüncü yıl verim veremez hale gelir. Kısır genler sadece kendini kısırlaştırmıyor. Bunu yiyen hayvanlar ve insanlar kısırlaşıyor. 2 yıl önce yapılan araştırmada 18-25 yaş arasındaki gençlerimizin bu nedenlerde kısırlaşma meydana geldiği eğer bu şekilde gıdamıza dikkat etmemiş olursak bu oranın yüzde 50'ye ulaşacağı belirtilmektedir. Bizim yerli tohumlarımız 5 bin yıldır kullandığımız buğdaydır. 10-15 yıldır bu buğdayları ülkemizin çeşitli bölgelerinde araştırdım. Yerli buğdaylarımız diğer buğdaylarla kıyaslandığında, ithal buğdaydan daha verimlidir. Protein analizlerini yaptım. Analizlerimizde, ithal tohumdan üretilen buğdayın protein miktarı yüzde 8 civarındayken bizim buğday yüzde 14'tü. Şu anda aynı tohumları organik olarak gübreleyip yetiştirdiğimizde, yüzde 17'lere çıkamıyorduk. Yüzde 17 protein miktarı ihtiva eden buğdaylarımız da çıkmaya başladı. Hem buğday kalitesi türü hem de organik gübreleme ile protein verimleri giderek arttı. Dünya ortalaması yüzde 14 iken bizim buğdayımızda yüzde 17 harika bir rakam demektir. Başka bir kıyaslamayı şu şekilde yapabiliriz."dedi.
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Tank ve uçak üretiminden önemli olan yerli tohum üretimidir' sözünü hatırlatan Çoban, "Biz buğday tohumlarımızı hazırladık yetiştirdik, umarım Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yetiştiririz. Milli duyarlılığımızı korumazsak bu vatanı bize yedirmezler bunu da böyle bilmemiz gerek" diye konuştu.

12 Haziran 2016 Pazar

DOGALA ÖZDEŞ!

HAYATIMIZLA OYNUYORLAR ONLEM ALMAZSAK DURUM VAHIM

NEDEN GANO EXCEL NEDEN GANO DERMA LUCİDUM. ...

 Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm.
 Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.
 Baktım, Rusça ve Kiril harflerinin taklidi İngilizce 'chaviar' yazıyor kapakta.
 Bir de mersin balığı resmi. Altında da, "original product of Russia"yazmışlar.
 Karadeniz’de mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun.
 Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi'nde balığı yakalayıp ameliyatlayumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar.
 Biz Türk usulu çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).
 Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar.
 Satıcıya sordum, "bu mersin balığı havyarı mı?", "evet abi"dedi.
 "Neden ucuz?""Rusya'dan geliyor abi, Hazar havyarı".
Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.
İçindekiler: Okyanus balık bulyonu (uskumru), Tuz, Zeytinyağı, Pektin E211, Sodyum benzoat. E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.
 Muhteşem, değil mi?
 Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu kimyasallarla harmanla ve elaleme "doğala özdeş haavyar"diye kakala.
 Satan adamın haberi yok.

Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz,sağ olsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay.
 Ama kendisi doğala özdeş.

Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor.
 Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.
 Doğala özdeş gül!
 Zavallı bülbül!

Kayseri'nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer.
 'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
 Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.
 "En iyi Kayseri mantısı burada"
 Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya.
 Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış.
Niye ki? Et mi bozuldu?
 Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı.
Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
 Doğala özdeş!

Bir bilgi daha:O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızıgörünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neleryediğinizi.

Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah!
 Nereden geliyor bunlar? Şili'den.
Şili mi?
 Evet!
 Kaç gündür buradalar?
 3-5 gün oldu.
 Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür.
İyi ama, nasıl?
Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
 Dane büyüklüğünü arttırır,Dane ağrılığını arttırır,Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar.
 Nedir bu?
 Sitokinin.
 Büyüme hormonu.
 Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"
 Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.

Adana'da çiftçilerle çalışıyoruz. Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.
Şöföre soruyorum "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"
 "Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."
 Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal.
 Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
 Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
 Doğala özdeş süt!

Bu anlattıklarımın hepsi yasal.
 Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.
İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu.
 Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.
 (Beşer işte, unutacak elbet)

İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi.
 Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi.İnsan artık bu!
 Doğala özdeş!

ALINTIDIR

1 Haziran 2016 Çarşamba

YERLI VE SAGLIKLI SANDIGIMIZ 8 BESIN


Yerli ve sağlıklı sandığımız 8 besin

Saglikli beslenmenin ne kadar da zor oldugu bir donemde yasiyoruz degil mi?  Yedigimiz ictigimiz hicbir seyden emin olamiyoruz.

Bu yaziyi neden mi yaziyorum?

Cig badem yerken soyle bir paketine bakayim dedim ve ne goreyim ki; ithalmis!

Mensei: Amerika
Cesidi: Nonpareil
Sinifi: 1

Biraz arastirdigimda kabugunun ince ve dolayisiyle zirai ilaclari icine cekme olasiliginin daha yuksek oldugunu ogrendim. Ben bu bademi birkac zamandir Şok Market'ten aliyorum. Normalde ambalajlara bakarim ama bunda aklima gelmemis. Eee Şok' un sloganı hepsi iyi marka fabrikadan halka olunca ithal bir badem yedigimi dusunememisim. Arastirmami biraz genislettigimde ise yerli uretimimizin yeterli olmagindan ithal ettigimizi uzulerek ogrendim. Ayni durum cevizde de gecerliymis ne yazik ki! Yani saglikli beslenelim derken farkinda olmadan nerede ve nasil yetistirildigi belli olmayan ithal besinler tuketiyoruz. Kas yapalim derken goz cikartiyoruz. Tam da bu noktada bir yazi ile karşilastim ve faydali olur umidiyle paylasmak istiyorum.


7 Temmuz 2015 Salı

GÜNEŞLENME TAKVİMİ

Biz yıllarca pek çok doktorun önerdiği gibi saat 11:00 ile 16:00 arasında güneşlenmedik. Güneşlendiğimiz zamanlarda da yüksek koruma faktörlü koruyucu kremler kullandık. Sanırım % 90 dan fazlamız da bu şekilde güneşlendi ve halen güneşlenmeye devam ediyor.

2011 yılında Prof. Dr. Canan Karatay'ın yazdığı "Karatay Diyeti'yle Yaşam Boyu Sağlık" kitabında "Koruyucu olarak güneş kremi, kullanılmamalı ve öğlen saatlerinde 20 dakika civarında güneşte kalınmalıdır" (1) cümlesini okuduğumuzda çok şaşırmıştık. O güne kadar öğrendiğimiz pek çok konu gibi Canan Hoca tam tersini söylüyordu. Biz de kitaptaki açıklamaları inandık ve uygulamaya başladık. 
Daha sonra gördük ki rahmetli Prof. Dr. Ahmet Aydın Hocamız da aynı şeyleri söylüyor. UVA ışınlarının zararlarını, UVB ışınlarının yararını ve özellikle de D vitamini sentezleme konusundaki ayrıntıları anlatıyor. Prpf. Dr. Ahmet aydın Hoca da "güneşin dik geldiği öğle saatlerinde yani gölgenizin boyunuzdan daha kısa olduğu saatlerde güneşlenin."(2) diyor.
Daha sonra Dr. Mercola'nın "Little Sunshine Mistakes that Can Give You Cancer Instead of Vitamin D(3) başlıklı makalesini okuyunca pek çok şey üst üste oturdu.